şimdiden özledim.
yağmurlu bi akşamüstü jetonları yere düşürüşümü. ağlamadığımı -kesinlikle ağlamadığımı. ama telefonla konuşan adamın hızlı hareketlerle konuşmasını bitirip klübeyi -buyrun diyerek bana terkedişini
ezberimden numaranı çevirişimi. sesini. beni çağıran.
evime yakın klübeden
camından görebildiğin kulübeye. orda olabildiğimi. her ne olursa olsun. orda olabildiğimi.
-ıslanmışsın. diyişini, 6 adam boyu yukarıdan, gülerek.
sahneden bakışını. bilirdin o şarkıya dayanamadığımı. dağıtmıştı beni sesin.
o ölüme bile dökmediklerimi döktüm. ne güzel bakardın
o karanlık gecede -olabilecek en derin karanlıktı- balkonda tek başımaydım. içeride onlarca insan. evin bütün ışıkları yanıyorken. beni kimse olduğum yerde rahatsız etmiyorken. bütün gün kimse dokunmamışken. "telefon" dedi biri. o bütün gün boyunca kimseyle telefonda konuşmamıştım. adın yazıyodu. ellerim buz gibi. sesim buz gibi. ısıttın beni.
ilk mektup kimdendi hatırlamıyorum bile. hayır bekle. daha bu cümleyi söylerken hatırladım o günü. kendime gelemiyordum. bir gün o geldi. konuşmadığımız halde bi kağıt uzattı. aylardan aralık. yıl 2001. karanlık 'tan 2 ay sonra. kanıyordu mektup. ben kanıyordum her satırda. sendendi.
zamanın geçişine şaşırmak yine. ilk yapışındı hatırla. gideceğimi ilk anladığın zaman. "sen gideceksin ve ben burada olacağım." yazmıştın. öyleydi. gidecektim. son bir sarılma isteğini kibarca söyleyerek bitirmiştin mektubunu. tek kelimeyle zarif.
mektuplar bi süre devam etti. görüşemiyorduk. senin kanıma girdiğini okulda herkes biliyordu. hayatımın ilk kavgası senin içindi. ilk öptüğüm kızdın. yaşım 16. deliydi kanım. deliydim senin için.
o sarı tarlaya gittiğimiz günü hatırla. ilk günümüz. ilk gün! sen konserinden inene kadar seni beklemiştim. sarı sıcak bi öğle sonrası. terastan bakıp çiçek tarlasının ne güzel göründüğünü söyledin. gittik. koşarak.
18 nisan 2000. ilk günümüz.
bundan yıllar sonra ilk evine geldiğimde şaşırmıştım. büyümüştün. ailesinden uzak yaşayan bi büyü. keşke şehrinde yaşasaydım diye geçirdim içimden. binlerce kez.
başımı dizine koydum, dinledim. başımı dizine koydun, anlattın.
hiç gitmemiştik. hep ordaydık
kaldırımdaki gölgelerimize bakıp şaşıyorum
birlikte ne güzel görünüyorlar
ben kep atarken sen yoktun. oysa ben hep varmışsın da beni izliyormuşsun sanmıştım. ne safça. ne ılık bi geceydi. ayak seslerini dinledik bi süre. hipnotize edici. hayatımda yer eden ilk şehri terk etmem şerefine
şehrin sokaklarında yapılmış bi vals
ne güzeldin
ah
sana bir mektup bırakacağım. bu son diyemem. hepsini saklıyorum. bilmek istersen.
17.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

No comments:
Post a Comment