Wednesday, March 28, 2012

saat yağmur mu kış mı gün ortası mı
aceleyle tüketilen bir yolun topukta bıraktığı sancı
midenin ayaklanışı, bi sabaha karşı, ansızın bi devrin kapanışı
dalganın ardındaki durulukta deniz şimdi.
önce bir uğultu yayılıyor
kuşlar havalanıyor bir takım pervazlardan
kediler sırnaşıyor, sert kabuklu ağaçlara
nefesini tutuyor, bekliyorsun
elleri olmayan bir adam, başıyla selamlıyor doğan günü
ağaçlar eğilmiyor yine

Friday, March 23, 2012

gümüş bi kılıçla deri kayışı kesiyorum. bir başka dört duvardan ayrılık. bu geceden itibaren bir bavulda yaşıyorum.

saat 10da telefonum çaldığında uyuyordum. saat 13te elimde yeşil mukavvadan bi bavul ve omzumda fotoğraf makinamın çantasıyla evimden çıkarken keyifliydim. arkama bakmadım. son 3 yılımı geçirdiğim binayı bir dahaki görüşüm belki yıllar sonra olacaktı ama umrumda değil. yatağımın nerede olduğunu bilmiyorum bu gece. yarın da bilmeyeceğim.

defterlerim, çok sevdiğim bi kalem, geceden kalma yarım şişe şarap, bir kaç parça üst baş, sayfalarca el yazısı ve bir fotoğraf. yanıma bunları alıp hızla uzaklaştım evimden. apartmanın önünde eşyalarımı bilmediğim bi yere götürmek üzere bi kamyona yükleyen insanları gördüm. gözlerine bakmadım. yürüdüm. "bi takım anılar" diye düşündüm. daha önce onları yitirdin. tekrar yitirmeyi göze alabilirsin.

yitirmekten korktuğum bir şey kalmış olabilir miydi? hayatımdaki tek kahramanı kaybetmiştim, ve onunla beraber bir çok şeyi. yazdıklarımın bir sayfası bile kaybolmuş sayılmazdı, bu güne kadar en azından. yastığım bir parçamdı benim, bu gece nerde dinleniyor bilmiyorum..

martılar ötüyor damların üstünde. ezan okunuyor. sabah oluyor olmalı. bu şehre bahar geldi. babamın fotoğrafları bu gece nerdeler? mektuplarım nerdeler ve ben neden burdayım?

Thursday, March 22, 2012




yirmi yedisinde roma'ya hükmeden bi yeni yetmenin taze hazzını veriyor keyifli krallığım





Monday, March 12, 2012

The Fantastic Flying Books of Mr. Morris Lessmore (Complete Movie)

çiçeklerin sulandığında büyümelerinde, fiziksel gereksinimlerini karşılamış olmanın dışında bir büyü vardır. ilgilenilmiş olmanın bitkilerde nasıl bir etki yarattığını sadece ona ilgi göstermiş olan tanır. her bir fidan, nasıl geliştiğine hayranlıkla tanık olduğunuz bir kitap gibidir. ve belki de şanslıysa, yaşamı ellerinizde bir kitap olarak sonlanan yine o'dur.


Wednesday, March 07, 2012





bilinçli ve doğaya karşı merhametli bi nesil mi yetiştirmek istiyorsunuz? çocuklarınıza tohum ve toprak arasındaki ilişkiyi anlatın. yetiştirdiği maydonoz ölmesin diye telaş edip su veren sabırlı bi çocuk gerekmedikçe adam öldürmez. haklara tecavüz etmez ve doğanın yüce hükmünü anlayışla karşılar, sizin deyiminizle "iyi insan" olur. bu basit aydınlanma için maydonoz bile yeter. cherry domates(*) ve kendinizin köklendireceği nane'nin(**) güneşle parlayan yeşiline hayran kalacaksınız. sadece evinizin güneş gören bi pencere kenarına yerleştireceğiniz bi saksıda makarnanıza serpecek taze maydonozu veya sos olarak kullanabileceğiniz -çocuğunuz gibi sevdiğiniz- tombik ve KIPPkızıl cherry domateslerinizi yetiştirebilirsiniz. bu çocuk sahibi olmak gibidir. bir evcil hayvan edinmekten daha uzun süreli bi sabır ve daha az ilgi ister. karşılığında daha derin, daha ulvi bi bilgelik sunar. bunu deneyin. bu, kendini "insan" olarak tanımlayan ilk insana doğru yolu gösteren bi ritm, yaklaşık 12000 yıldır. doğanın ritmini dinlemeye alıştırın çocuklarınızı. bu nesilin farkındalığı, yeryüzünde yaşayan tüm canlılar için kritik önemde. yarın doğacak güne kadar yaratıp övündüğümüz bütün kültür bir anda kavrulabilir.

çocuklar ölebilir yarın

yaptıklarımız önceden belirlenmedi. ama sonraya kaldıkları kesin.



* Domates tohumlarını toprağa atmadan önce bir gazetenin üzerinde, güneşte bir kaç gün iyice kurutun. Bu tohumları toprağın 1 cm altına belirli aralıklarla ekin ve sulayın.

** Marketten aldığınız nane demeti içinden en sağlıklı görünen 4-5 dalı seçin, ışık alan bi yerde, bir bardak su içinde bırakın. Zamanla suyunu tükettikçe bardağı tekrar doldurun. Köklenmeleri için acele etmeyin. On gün kadar sonra köklenmelerin 1-2 cm'e ulaştığını gördüğünüzde, toprakta açacağınız oyuklara bu dalları yerleştirin. Alışma sürecinde onlara bol su verin. Bir kaç dalın tutması halinde zamanla nanelerinizin bütün saksıya yayıldığını göreceksiniz.
yine bazı defterler, bazı dirsekler tüketilecek demek ki. tüketilir ne var. yeter ki kuşlar gibi çırpsın yürek. ah yürek. acı bu denli mi gerçek?

yıllardır dinlediğim tüm davullar beynimde zonkluyor. ellerim titriyor. kaç kere ağlayıp kurtulmayı denedim, tecrübesizlik fena. bu, yere düşen ekmeğin küskünlüğü, bağışla. yüzüne bakamam gözlerimi kaldırıp. elini tutamam utanmadan. ben artık bi yabancıyım.