Monday, February 20, 2012

etrafımı yorulmaz dikenlerle bürüdüm
kimselere sözüm yok
vazgeçtim oyunlardan, ben görkemli kaybeden
belki de büyüyorum
boynumdan düşüyor omuzlarım
yine de yürüyorum

Saturday, February 18, 2012

tutmayı denedim yine zamanı nefes nefese. ellerimden akıyordu akışkan kadın saçı kıvamında. meni kıvamında, ter tadında, ağız tadında. büyülüyordu onu öperken ağzından aldığım tad. sarhoşluğumu ilan ediyordum gün ortalarında, birden bire, herhangi bi yerde, göz göze geldiğimiz an.. zamanı tutmayı gerçekten denedim belki de, tutunmayı isteyerek seviştim, kanıtlar elimde.
en ufak bi iz bırakma kaygısı gütmek kesinlikle klasik bi maskeli balo yaratıyor. ve eğlence büyüyor.
zaman akıp gidiyor. hala kadınımın saçı geliyor ellerime, gözlerimi kapatınca. büyük geniş bi yolda deliler gibi koşuyorum. en derinden gelen ve birden insanın beynine vurgun yapan bi dürtü bu. sevişmeyi zamanında kesememek ya da günlerce açlığa bırakıldıktan sonra yemek görünce nezaketten uzaklaşıp hızla karnını doyurmaya kalkmak dürtüleri de zamana tutunmaya devam etmek değil mi? bi tene dokunurken hızla koşuyormuş gibi hissettiğinde bilirsin. güzel bi yerdesin. o anı büyütüp odana poster yapmak isterdin. ama akıyor. kadın saçı geliyor ellerime. özlüyorum.

Friday, February 03, 2012

ellerin mi soğuk? gündüzler mi dönüştü kışa?
merak etme. yakınlarındayım. düşündüğünden yakın.

bi düş gördüm geçende
rüya gibi bir kadın, parlak beyaz bi ışık önünde
aletimi çıkarıyordu dışarıya.
muhteşem bi sessizlik anında dans eden iki haz hayvanıydık
odada bir kişi daha vardı
yerinde oturuyordu
daha fazlasını hatırlamıyordum.
kendimden nefret etmeme yeter mi?

ne kadar kar parçası görsem yolda, ısrarla ezmeyi deneyenlerdendim. belki de sorun buydu emin de değilim. geceleri satranç üzerine teoriler kurup gündüzleri kendine kızan bi adamın eğlence arayışını ne dizginleyebilirdi ki?
korkmadan heyecanlanan, düşünmeden seven bi çocuktun. bi enerji patlaması zinciriyle geçti hayatın. şimdi burdasın. durgun. aramıza hoş geldin. artık bizimlesin.