Sunday, October 25, 2009
sana büyük bir sır söyleyeceğim
zaman sensin
zaman kadındır ister ki hep okşansın
diz çökülsün hep
dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına.
bir taranmış
bir upuzun saç gibi zaman
soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi.
zaman sensin, uyuyan sen
şafakta ben uykusuz seni beklerken
sensin gırtlağıma dalan, bir bıçak gibi..
ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
bu mavi çanaklarda kan gibi
durdurulmuş zamanın işkencesi
ah bu daha beter işkence hiç mi hiç giderilmemiş istekten
bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
daha beter seni kaçak
seni yabancı bilmekten
aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
tanrım ne ağırdır sözcükler
asıl demek istediğim bu.
hazzın ötesinde sevgim
hiç bir zararın erişemeyeceği yerde bugün
sevgim
sen ki benim saat-şakağımda vurursun
boğulurum soluk alıp vermesen
tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın.
sana büyük bir sır söyleyeceğim her söz
dudağımda bir dilenen zavallı
acınacak bir şey ellerin için
kararan bir şey bakışının altında
işte bunun için diyorum ikide bir seni seviyorum diye
boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakça kalp kristali
kaba konuşmamdan gücenme benim bu konuşmam
ateşte şu tatsız gürültüyü çıkaran sudur o kadar
sana büyük bir sır söyleyeceğim bilmem ben
sana benzeyen zamandan söz açmayı
bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm
tıpkı uzun bir süre garda
el sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
ve bilek söner yeni ağırlığından gözyaşlarının
sana büyük bir sır söyleyeceğim
korkuyorum senden
korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri
el kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan
korkuyorum senden.
sana büyük bir sır söyleyeceğim
kapat kapıları
ölmek daha kolaydır sevmekten
bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
sevgilim.
louis aragon
elsa'ya şiirler
(çeviri: sait maden)
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

No comments:
Post a Comment