Friday, October 10, 2014

gemi gemi


ormanın uğultusu eşittir kentin uğultusuna
belki fazladır bile kentin şusuna busuna

herkes silâhını aldı geldi bir alana oturduk
etrafta yangınlar ve kötü tütün kokuları sıra sıra

eğri bıyıklar eğreti bıyıklar saf saf oldular
evet dediler bir sakalın taptaze namusuna

etrafta yangınlar yeni bir dünya gibi
bir tüfek ağlayan bir çocuktu arasıra

— bir çocuk neden ağlar, açlıktan
bir çocuk, bir kadın ağaçlıktan

kırda oluşan öfke tezgâhta tüten mermi
girdiler usul usul bir tüfeğin namlusuna

bize çiçek getirin onlara çiçek getirdiler
herkes sevinç duydular yeni bir çiçeğin kokusuna

analar doğurganlığıyla musonlar yaşlılığıyla
yeni bir korku kattılar onların korkusuna

— bir çocuk neden korkar, yaşayamamaktan
bir kadın çocuğunun başını kaşıyamamaktan

önce hep giderlerdi bir sanrıya başkoyup
hep vâdeden bir harmaniyenin ardısıra

ama kim buldu kim uyuştu büyük ayı'yla
kim vardı bir gün ahşap gemilerle mısır'a

kentin sevişirliği ava alışkın bir tazının
alışkınlığı bir taze kanın tüten buğusuna

herkes en öldürücü silâhını aldı geldi, o alana oturdu
yeltendiler doğruluk bulmaya bir düzmece hesap pusulasına

artık kırda oluşan öfke tezgâhta tüten mermi
girerler usul usul bir tüfeğin namlusuna

ey yaşlı gemi ey en sağlam ey külhan ey gelen
bir güzel örnek getir canterburry piskoposuna

— azgın sular bir şey değil, bozuk pusulalardan
bir gemi neden korkar, yükünü taşıyamamaktan

Turgut Uyar                       



Sunday, July 20, 2014

elbow - great expectations



and if it rains all day
call on you, i'll call on you
like i used to
slide down beside and wrap you in stories
tailored entirely for you
i'll remind you

we exchanged a vow
i love you, i always will

a call girl with yesterday eyes
was our witness and priest
stockport supporters club kindly supplied us a choir
your vow was your smile
as we move down the isleof the last bus home
and this is where I go
just when it rains

blinking and stoned
rain in your hair
you only smoke
'cause it's something to share


singing, "bring on the night
to have and to hold
the sodium light turning silver to gold."

spitfire thin and strung like a violin, I was
yours was the face with a grace from a different age
but you were the sun in my sunday morning
you were the sun in my sunday morning
telling me never to go
so I'll live on the smile
and move down the isle
of the last bus home

and if you're running late

this is where i'll go
know i'll always wait

Saturday, May 03, 2014

bugün "6 en yakın ata" 'mdan 5.sini mezara koydum. cenazesinde saf tuttum. 2.sinin mezarına demineralize su döktüm. dua ettim. ölümün soğuk-beyaz elini öptüm.
açılmış yeni ölüler bekleyen çukurların ardındaki tepede dalgalanan sarı otları izledim. yumuşak hatlı tepeyi tüylü ve sevimli gösteriyorlardı. güneş tepedeydi. bir çukurova bahar öğleni. yoğun güneşin bu toplanmış insanlar üzerinde boğucu bir basıncı vardı, görebilirdiniz bunu. hüzün, havaya asılı su damlaları gibi