it’s four in the morning, the end of december
i’m writing you now just to see if you’re better
uzun zamandır bu defteri elime almayı aklımdan geçirdiğim halde bu tınılar sebebim oldu sakin ve serin bir günün başlangıcında. los angeles fikri önümde giderek belirginleşirkeniçimi bir belirsizlik alıyor. buralardan gitmek fikri, belki bir on yıl kadar dönmemek üzere. ne kadar çekici gelse de bir yanım sorular sormaktan bıkmıyor. kendimi tekrar tekrar aynı noktaya döner buluyorum; “bulunduğun yerin ne önemi var? insan sadece duygulardan ibaret değil mi? ve mutlu olmak sadece etrafındaki diğerleriyle etkileşimin bi sonucu değil mi? buradaki 25 yılını kuma gömeceksin. döndüğünde bulamamak üzere.”
aklıma gizem ve özge geliyor. onsekiz yaşlarındaki halleriyle gülümsüyorlar. etraflarına mutluluk saçan yaratıklar. onların yanındayken başka hiçbir şey aramazsınız; o an dondurulsa ve cebinizde taşıyabilseniz istersiniz. Bir hayatı buna, bu şekilde geçecek bir ömre harcamak fazlasıyla mantıklı ve eğlence ve güven ve huzur garantilidir. sanki bütün gereksinimleriniz; ne güzel yemekler ne giyinme ihtiyacı; ne eğitim ne müzik dinlemek keyfi.. hepsi bu anın içindedir. ordadır.
onları ve daha pek çoğunu, emreyi volkanı cemi elifi annemi ve ablamı şehrimi, şehirlerimi bırakıp bir daha asla aynı bulmamak üzere gitmek fikri. Yaşıtlarım ben döndüğümde hayatlarını bir insana –tek bir insana indirgemiş ve odaklamış olacaklar; artık o gençliğin deliliğiyle sabahlara kadar oturup dünya ve üzerindekiler ve sanat ve hayatın amacı ve tanrı üzerine düşünebilen bu güzel insanlar çocuklarına kahvaltı hazırlamak için erken kalkacak, ya da sofradakileri temin etmek için işyerlerinin yolunu tutacaklar. Benim aynı kalmam bir belirsizlik tabi, ama eğer kalırsam, bu serseri hayatı kendine yol edinmiş deli-bilge aynı kalır ve onları böyle bulursa gittiğine pişman olur. Yaşlandığını anlar ve kahrolur. Dönmek üzerine yapılmış her plan kendine saplanacağını bildiğin bir bıçağı bile bile yanında taşımaktır. Bu aklındakilerden bazılarını bir daha göremeyebilirsin bile. Ya da bir küçük rastlantıyla onların tamamı bir daha seni hayatta göremeyebilirler.
Dönmek üzere her plan can yakıcı. Kalmak üzerine her plan fazla zalim, karanlık ve belirsiz. Şimdiden içimde tarifi zor büyük karanlık bir deniz taşıyorum. Ve becerebilseydim, buna üzüntü derdim.