Sunday, November 01, 2009
3 Kasım
Tanrı bilir! Çoğu zaman bir daha uyanmama isteğiyle, hatta bazen bir daha uyanmama umuduyla yatıyorum yatağıma; sabah gözlerimi açıp da güneşi gördüğümde içerliyorum. Ah, keşke huysuz biri olsaydım da suçu havaya, diğer insanlara ya da başarısız girişimlerime atabilseydim, o zaman bu isteksizliğimin dayanılmaz yükü, yarı yarıya hafiflemiş olurdu. Vay halime! Fazlasıyla hissediyorum ki bütün suç yalnızca bende -hayır, suç değil bu- bütün bahtiyarlıkların kaynağı kendi içimde gizliydi bir zamanlar, şimdi ise bütün kederimin kaynağı kendi içimde gizli, işte o kadar. Bir zamanlar duyumsamaların bolluğunda yüzen, her adımında bir cennetle karşılaşan, bütün dünyayı sevgisiyle kucaklayabilecek bir yüreği olan o kişi değil miyim? Şimdi bu yürek ölü, içinden artık hiçbir coşku yükselmiyor, gözlerim kurudu ve dökülen gözyaşının ferahlatıcılığını tadamadığım için, kaygılı kaygılı alnımı kırıştırıyorum. Çok acı çekiyorum; çünkü yaşamımın biricik coşkusunu, çevremde bana dünyalar yaratan o kutsal, o can veren gücü yitirdim; o güç yok oldu! -Penceremden uzaktaki tepelere bakıp da sabah güneşinin sisi delip sessiz bayırları aydınlattığını ve yavaş yavaş akan ırmağın, yapraklarını dökmüş salkımsöğtlerin arasında bana doğru kıvrıldığını gördüğümde -ah, bu görkemli doğa, yalnızca cansız bir yağlıboya tablosu gibi karşımda durduğunda ve doğanın bütün bu güzellikleri, bahtiyarlığın bir damlasını bile beynime yükseltemediğinde; benim gibi bir herif, kurumuş bir çeşme gibi, delik bir kova gibi kalakaldığında Tanrı'nın karşısında; o zaman işte kaç kez kendimi yerlere atıp, tunç rengi gökyüzünün altındaki toprağın susuzluk çektiğini gören ve yağmur için yalvaran bir çiftçi gibi, Tanrı'ya bana gözyaşları bağışlasın diye yalvardım.
Ama -ah- Tanrı'nın, yağmuru ve günışığını, bizim bu azgın dileklerimize göre bağışlamadığını hissediyorum işte; şimdi anımsamaktan acı duyduğum anların o zamanlar öylesine mutluluk dolu olması Tanrı'nın ruhunu sabırla beklemekten ve bana bağışladığı sevinci bütün yüreğimin içtenliğiyle kucaklamaktan kaynaklanmıyor muydu?
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

No comments:
Post a Comment